ÇEVRE KURTARMANIN GEREKLİLİĞİ

Günümüzde hızlı nüfus artışı ve kentleşme ile birlikte sosyal ekonomik kültürel ve teknolojik gelişmelerin
yaşanması sonucu yeraltı ve yerüstü doğal kaynaklar kullanılmakta ve tüketilmektedir.

Diğer yandan mevcut doğal kaynakların kullanımı, hammadde üretim yöntemleri ve teknikleri çevresel anlamda çok yönlü olumsuzluklara da yol açabilmektedir.
Yerüstü ve yeraltı kaynaklarının ulusal ekonomiye kazandırılması ve insanlığın yararına kullanılması Dünya genelinde kabul gören bir yaklaşımdır. Ancak Ülkemizde gerçekleştirilen madencilik faaliyetleri ile özellikle de mermer ve taş ocaklarının faaliyetleri sonucu ortaya çıkan çevresel ve görsel bozulmaların yanı sıra çok yönlü olumsuz etkiler oluşabilmektedir. Sonuçta bu yaklaşımın özü ile çelişkiler yaşanabilmekte ve özellikle kamuoyunun tepkisi ile karşılaşılabilmektedir.

Bu durum özellikle mermer ve taş ocağı işletmeciliğinin kamuoyunca problemli bir sektör olarak nitelendirilmesine neden olmaktadır.
Giderek artan mermer ve taş ocaklarının faaliyetleri doğal peyzajda da köklü değişiklikler meydana gelebilmekte ve orijinal eski haline dönüşü mümkün olmayacak sonuçlara yol açabilmektedir. Bu nedenle mermer ve taş ocaklarının izin alma süreci, yer seçim kriterleri, faaliyet öncesi ve sonrası durum, artık pasaların kullanımı ve değerlendirilmesi ile onarımı gibi tüm süreçlerde bütüncül bir bakış açısı ve ortak çözümlerin ortaya konulması gerekmektedir. Bu süreçlerin her aşamasında uygulanacak olan yöntem ve tekniklerin ana hedefi, doğanın tahribini minimum düzeye indirerek, bozulan dengeyi onarma, iyileştirme ve geliştirme kapsamında yarar sağlamak olmalıdır.
Tahrip edilmiş doğal ve kültürel alanların PEYZAJ ONARIMI; Restorasyon (eski orijinal haline getirme), Rehabilitasyon (iyileştirme) ve Reklamasyon (başka kullanımlar için geliştirme) şeklinde olmaktadır. Peyzaj onarım sürecinde biyolojik ıslah ve bitkilendirme çalışmaları önemli bir yer tutmaktadır. Çalışma alanının koşullarına bağlı olarak doğru seçilecek bitki türleri ve etkin bitkilendirme teknikleri ile alanın bitkilendirilmesi ve buna bağlı olarak ekolojik, ekonomik ve estetik değerlerinin yeniden oluşturulması sonucu geri kazanılması mümkündür. Zaman, emek, finansal kaynak ve uzmanlık gerektiren bu çalışmaların başarılı olabilmesi için üretim faaliyetleriyle birlikte başlaması ve bütüncül bir yaklaşımla yürütülmesi önemlilik arz etmektedir. Ülkemizin de taraf olduğu ve imza atmayı planladığı uluslararası sözleşmeler de bu şekildeki bir gelişmeyi bir zorunluluk haline getirmiştir. Bu bağlamda, tahrip edilen alanların onarım süreçleri kapsamında mevcut sorunların belirlenmesi, soruna yönelik çözümlerin üretilmesi, onarıma iyileştirme ve geliştirmeye yönelik yeni uygulama biçimleri ve tekniklerinin ortaya konması ve uygulanması önem arz etmektedir.  ALINTI….